Kıyamet günü dünya bu surette olacak!
يُؤْتَى بِالدُّنْيَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِي صُورَةِ عَجُوزٍ شَمْطَاءَ زَرْقَاءَ، أَنْيَابُهَا بَادِيَةٌ، مُشَوَّهٌ خَلْقُهَا، فَتُشْرِفُ عَلَى الْخَلَائِقِ، فَيُقَالُ: أَتَعْرِفُونَ هَذِهِ؟ فَيَقُولُونَ: نَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ مَعْرِفَةِ هَذِهِ. فَيُقَالُ: هَذِهِ الدُّنْيَا الَّتِي تَنَاحَرْتُمْ عَلَيْهَا، بِهَا تَقَاطَعْتُمُ الْأَرْحَامَ، وَبِهَا تَحَاسَدْتُمْ وَتَبَاغَضْتُمْ وَاغْتَرَرْتُمْ. ثُمَّ يُقْذَفُ بِهَا فِي جَهَنَّمَ، فَتُنَادِي: أَيْ رَبِّ، أَيْنَ أَتْبَاعِي وَأَشْيَاعِي؟ فَيَقُولُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ: أَلْحِقُوا بِهَا أَتْبَاعَهَا وَأَشْيَاعَهَا.
“Kıyamet günü dünya; saçları ağarmış, mavi gözlü, dişleri meydana çıkmış, görünüşü çirkin bir ihtiyar kadın suretinde getirilir. İnsanların karşısına çıkarılır ve ‘Bunu tanıyor musunuz?’ denilir. ‘Bunu tanımaktan Allah’a sığınırız!’ derler. ‘Bu, uğruna birbirinizle boğuştuğunuz; akrabalık bağlarını kopardığınız, birbirinizi kıskandığınız, birbirinize düşman olduğunuz ve aldandığınız dünyadır!’ denilir. Sonra cehenneme atılır. ‘Ey Rabbim! Bana uyanlar ve taraftarlarım nerede?’ diye seslenir. Allah Teâlâ: ‘Ona uyanları ve taraftarlarını da ona katın!’ buyurur.”
İbn Abbas’a (r.a.) nispet edilen bir rivayettir; İbn Ebü’d-Dünyâ’nın Zemmü’d-dünyâ ve Beyhakî’nin Şuabü’l-îmân eserlerinde yer alır.







