Habbe

Cenâb‑ı Hakk’a ma’lûm ve mâruf ünvânıyla bakacak olursan, mechûl ve menkûr olur.

İ’lem Eyyühe’l‑Azîz!
Cenâb‑ı Hakk’a ma’lûm ve mâruf ünvânıyla bakacak olursan, mechûl ve menkûr olur. Çünkü, bu ma’lûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema’dır. Hakikati i’lâm edecek bir ifâde de değildir. Maahazâ, o ünvân ile fehme gelen mânâ, sıfât-ı mutlakayı beraberce alıp zihne ilkà edemez. Ancak, Zât-ı Akdes’i mülâhaza için bir nev’i ünvândır.
Amma Cenâb‑ı Hakk’a mevcûd-u mechûl ünvânıyla bakılırsa, mârufiyet şuâları bir derece tebârüz eder. Ve kâinâtta tecellî eden sıfât-ı mutlaka-i muhîta ile, bu mevsufun o ünvândan tulû’ etmesi ağır gelmez.

Mesnevî-i Nuriye Altıncı Risale: Habbe

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu